Yeni bir çağın, yeni bir dönemecin başındayız.. FOUR'u bitirdik, iyi ya da kötü, buna okuyan karar verecek.. Ancak şimdi, ikinci duraktayız, ZERO'dayız.. Kulağımda "These Days" çalıyor, sizler için bir manası yok şu anda, ve FOUR şarkılarınızın arasında var mı, yok mu, onu bile bilmiyorum, ancak 3 hafta sonra bu şarkıyı duyduğunuzda gözleriniz dolacak, ağlayacak, gururla ışıldayacak, ve dünyayı yeniden kurmuş olacaksınız..

Dünyayı yeniden kurmak delilikti, her adamın kalkıp "ben yazarım" diyebileceği bir şey değildi, ama sevgili deliniz onu da yaptı, beni cesaretlendirenler sağolsun, onu da başardı.. Oturdu ve bir dünyayı yıktı, yenisini yarattı..

Zor oldu, çok zor.. Ama o arada olanlar için her satırına, her tökezlemeye, her düşüşe değerdi.. ZERO o kadar farklı, o kadar önemli bir senaryo oldu ki kelimeler kifayetsiz.. FOUR'a çok özendim, ama FOUR'un konusuna özendim, olayına özendim..

ZERO'da ise durum farklıydı, artık CV'mi açtığınızda orada FOUR'u görüyordunuz, FOUR yazan adam artık basit bir şey yazamazdı, bir sonraki parça daha da mükemmel olmalıydı, böyle bir zorlamayla girdik işin içine.. Böylesi büyük bir baskı vardı sırtımızda, FOUR gibi bir senaryo bittikten sonra, insanların uzun macerası tamamlanıp dinginliğe geçildiğinde onları koltuklarından dikleştirip bu yola devam ettirmeye yetecek kadar muhteşem olmalıydık..

Ve ben olduğumuza inanıyorum.

Çok senaryo yazdım, ama ZERO'yu bazı konularda "en iyi senaryom buydu" olarak tanımlıyorum.. Ne açılardan en iyi buydu? En iyi konu buydu, en iyi görsellik buydu, en zorlayıcı senaryo buydu, bazen onlarca sayfayı bir kişiyle anlattım, yeni taktik senaryosuydu, daha önce görmediğiniz bir şekilde yazdım, ve aslında bu korkunç bir hata oldu, çünkü FIVE'da çıtamı bir seviye daha yükseltmek zorunda kaldım..

405'in en büyük kazığı budur bana belki de : "her adımda daha da mükemmel olacaksın."

Mükemmel olduk mu tartışılır.. Ama her adımda daha iyiye gittiğimiz bir gerçek.. Belki bir gün mükemmel oluruz, o zaman da "daha mükemmel" olmanın yollarını ararız.. Şimdilik öğrenmemiz gereken çok şey var..

Önümüzde uzun (ya da kısa) ama oldukça zengin bir yolculuk var.. Bu sefer bildiğimiz şeyleri göreceğiz, önce James'e, Angy'e, Kendall'a uğrayacağız, ve o arada aslında burdan ne kadar uzaklaştığımızı, ve aslında ne kadar 3017'ye ait olduğumuzu göreceğiz.. Sonra dünya donacak, James donacak, ve buz devri başlayacak.. Sonra?

Sonrasını okuyarak hatırlamanız gerekecek..

Umarım, gerçekten umarım, bu senaryodan zevk alırsınız.. Bir daha böyle bir şeyi yazamayacağım, bir daha böyle bir şeyi okuma şansınız çok az, bu yüzden gerçekten zevk almaya çalışmanızı dilerim, kimin dünyayı yeniden kurup evren başkanı olma şansı 2 kere olur ki?

Ve işte bu kadar kolay, bu kadar hızlı, bu kadar ani, başlıyoruz. Umarım sizler de benim kadar Dört Büyüklerimizle gurur duyarsınız.